Afyonkarahisarın Tarihi Geçmişi, Özellikleri

Afyonkarahisarın Tarihi Geçmişi, Özellikleri

Afyonkarahisar bilinen tarihinden itibaren önemli bir yerleşim merkezi olup Anadolu coğrafyasında doğudan batıya, güneyden-kuzeye geçiş yollarının kesiştiği merkezlerden olmuştur. Anadolu’nun Türkleşmesiyle beraber gerek Selçuklular gerekse Anadolu Selçukluları döneminde artan bir şekilde ağırlığını hissettirmiş, konumu nedeniyle bir ara Anadolu Selçuklu Devleti’nin hazinelerinin emanetçiliğini yapmıştır. Afyonkarahisar, ovasının ortasından gökyüzüne yükselen kalesiyle özdeşleşmiş Karahisarı Sahip adıyla bu dönemde anılır olmuştur. Osmanlı Devleti’nin Anadolu’ya hakim olmasıyla birlikte Afyonkarahisar, Osmanlı Ordularının Doğu Seferlerine giderken uğrayıp konakladıkları bir merkez olup seferlere tanıklık etmiştir. Afyonkarahisar, Sanayi Devrimiyle birlikte buharlı trenlerin Osmanlı coğrafyasında ilk sirenlerinin duyulduğu yerleşim merkezlerinden birisi olmuş İzmir’den Afyonkarahisar’a uzanan demiryolunun son durağı olup Ege bölgesinin lezzetli ürünlerinin İzmir’e ulaştırılmasında aracılık etmiştir. İstanbul’dan Bağdat’a uzanan bir başka demiryolunun da geçiş güzergahında yer almış iki demiryolu ağını bünyesinde birleştirmesi nedeniyle stratejik önemi daha da artmıştır.

Afyonkarahisarın Tarihi Geçmişi, Özellikleri

Son derece önemli ve kadim bir kent olan Afyonkarahisar, Birinci Dünya Savaşı’nın acı günlerini daha çok cephelere giden askerlerin trenlerdeki tavırlarıyla hissetmiş onların dertlerine çare olmaya çalışmıştır.
Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla birlikte stratejik önemi bu kez şehrin aleyhine olmuş İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar tarafından kontrol altına alınmıştır. Afyonkarahisar, İngilizlerin istasyonu işgal etmelerini, cephane depolarına el koymalarını, Lise binasını boşalttırmalarının acılarını iliklerinde hissetmiştir. Bu acı günlerde Afyonkarahisar, Fransız işgal kuvvetlerinin yerli Rum ve Ermenilerle bir olup intikam alma girişimlerinin de şahidi olmuştur. Afyonkarahisar, İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini derinden hissetmiş tepkisini ilçe ve köyleriyle bir bütün olarak mitinglerle göstermiş, Millî Mücadele’ye olan inancını gür sesiyle haykırmıştır. Afyonkarahisar bu dönemde biraz da isimsiz kahramanların tarih sahnesine çıkmasına ev sahipliği yapmıştır. 23. Tümen Komutanı Ömer Lütfi Bey’in İngilizlerle olan mücadelesini, Bayatlı Arif Bey’in Kuva-yı Milliye’yi oluşturma gayretlerini, İsmail Şükrü Hoca’nın Çelikalay’la gösterdiği direnişi, Koçzâde Mehmet Şükrü Bey’in İkaz Gazetesi’yle verdiği mücadeleyi, Müftü Hüseyin Bayık’ın gönüllere akıttığı morali hayranlıkla izleyip desteklemiştir. Afyonkarahisar, işgalin tüm karanlığıyla çöktüğü o günlerde yolunu bulmaya çalışan sıradan insanları fark etmiş, Emirdağ-Soğukkuyu’dan Palaoğlu Kara Ahmet, Kolonşan’dan Eğri Kafa, Kel Recep’in, Bolvadin’den Mehmet Tabak’ın, Hacı Ata’nın, Tokuşlar’dan Haydar Ağa’nın, Düzağaçlı Hafız Erzincanlı Ahmet’in v. b. isimsiz kahramanların destanlaşmasını izlemiştir.
Afyonkarahisar’ın Tarihi Geçmişi; Yunan işgalini iki defa yaşamış esaretin acısını benliğinde hissetmiş “ellik gavurlarını”, işbirlikçi mutasarrıfları tanımış, Anastas Bey’in, Mahmut Mahir Bey’in yaptıklarını, işgal kuvvetleriyle ortaklıklarına şahit olmuştur. Her gecenin sabahı olduğu gibi Afyonkarahisar da çilesini Büyük Taarruzla doldurmuştur. Afyonkarahisar, Mustafa Kemâl’in “zaferin kilidi” olarak nitelendirdiği Büyük Taarruz’un Kocatepe’den İzmir’e uzanan İstiklâl Yolunun başlangıcını teşkil etmiş, Yunan Ordusunun büyük kısmının yok edildiği Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin yolunu açmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir