Akıl, Haya ve İman

Nakledildiğine göre Hak Teâlâ, Hz. Cebrâil’i akıl, hayâ ve imanla birlikte Âdem’e (aleyhisselam) gönderdi. Hz. Cebrail, “Ey Adem! Hangisini istersen seç” dedi. Hz. Adem aklı seçti. Bunun üzerine iman, hayaya şöyle dedi: Hak Sübhanehu ve Teala bana, Akıl nerede olursa sen de orada ol diye emretti. Haya da şöyle cevap verdi: Allah Teâlâ bana da akıl ve iman neredeyse sen de orada ol diye emretti.

Âdem’in (aleyhisselam) yaratılması tamamlanınca Cenab-ı Hak, Hz. Adem için cennetten, türlü ziynetlerle süslenmiş elbiseler gönderdi. Sonra, Âdem’in ağzından güneşin nuru gibi bir nur çıkardı ki bu, hazreti muhammet Mustafa’nın (sallallahu aleyhi vesellem) nuruydu. O nur, Hazreti Âdem’in iki kaşının arasında, dolunay gibi parladı.

Ondan sonra Allah Teala meleklere, Âdem’in hutbesini dinlemek üzere toplanmalarını emretti. Bütün gökteki melekler, yirmi bir saf halinde toplandılar. Adem (aleyhisselam) yedi ayaklı bir minbere çıktı, üzerinde yeşil sündüsten/ipekten bir elbise vardı. Saçları ikiye ayrılmış ve mücevherle bezenmişti. Başında dört köşeli, cevherlerle işlenmiş, güneşten daha parlak altın bir taç vardı. Beline nurdan bir kuşak kuşatılmıştı. Hak Teala, Âdeme (aleyhisselam) çok güzel bir ses verdi, minbere çıkıp hutbe okudu. Hak Sübhanehu ve Teala, Âdem’e (aleyhisselam) bütün eşyanın isimlerini öğretmişti. Nitekim Cenabı hak şöyle buyurur:

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْاَسْمَٓاءَ كُلَّهَا

Allah Âdeme bütün isimleri öğretti (Bakara 2/31).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir