Firavun’un Yardımcısı Hâman

Firavun'un Yardımcısı HâmanHâman; Firavun’un en yakın adamlarından biri. Maliye ve inşaat işlerinden sorumlu en yüksek devlet görevlisi. Baş vezir, akıl hocası, yardımcısı ve yüksek din görevlisi. Mısır tapınaklarının en üstte duran rahibi…

Kur’an-ı Kerim’de “Hâman” kelimesi altı kez geçiyor (28/6-8, 29/39, 40/24-36) ve o daima Firavun’la birlikte anılıyor. Bir seferinde Firavun ona: “Musa, ‘benim Rabbim yeryüzünün ve gökyüzünün Rabbidir’ diyor. Herhalde onun silahı semâda oturmaktadır! Benim için yüksek bir kule inşa et! Belki yollara, göklerim yollarına erişirim de Musa’nın Tanrısına yükselip çıkarım!” diye bulutlara doğru uzanan çok yüksek bir bina yapılmasını emrediyor.

Hâman, hemen kolları sıvayıp en üst katına bir kısrakla çıkılabilecek yüksek bir bina, belki bir rasathane inşa ettiriyor… Yine kan ve gözyaşı içinde çalışan binlerce zavallı kölenin taşlar ve tuğlalarla inşa ettiği muazzam bir kasır.

Zavallı Hâman… Efendisi Firavun’un bütün aptallıklarına boyun eğmekte ve sanki onun sözlerini bir Rabbin sözleri gibi mukaddes bilmekte… Mekandan münezzeh olan Allah’ı semâda arama teşebbüsünün ne büyük bir inkar ve cehalet göstergesi olduğunu küçücük çocuklar bile fark etmez mi?

Bütün inkarcılar kendi kısır menfaatleri için her türlü uygunsuz işe gelişebilir ve saltanatlarının yıkılmaması için akıl almaz tedbirlere başvururlar. Firavun ve yardımcısı Hâman’ın yaptıkları da böyle saçma sapan işlerdir işte!

Hâman eğer aklı başında ve gözleri hakikate açık bir kimse olsaydı herhalde zalim efendisine hakkı hatırlatır, tıpkı Musa aleyhisselamın asasının gerçek bir mucize olduğunu görür görmez iman edin sâhirler gibi hakikate boyun eğerdi. Tam aksi davranışlarda bulundu ve bir ara Hz. Musa’ya inanacak gibi olan Firavun’u bu fikrinden caydırmak için: “Mâbud iken âbid ve amirken memur mu olacaksın?” diye kışkırttı. Yüce Allah’ın yüreğine inkar mührü bastığı kimseye kim hidayet edebilir?

Tarihin en olumsuz tiplerinden biridir Hâman… Eline geçirdiği iktidar gücünü mazlumları ezmek, onları karın tokluğuna çalıştırıp emeklerini sömürmek ve bu sayede şımardıkça şımarmak isteyen bir cebbar.

O, hiç bir zaman kendilerine gelen elçilere inanmak istememiş, eğer onlara inanırsa bütün kredi ve nüfuzunun kaybolacağını zannetmişti. Geceleri gözüme uyku girmiyor, Musa ve Harun’u alt edebilmek için şeytanın dahi aklına gelmeyecek planlar yapıyordu. Nitekim mücadelenin ilk günlerinde ülkenin bütün sihirbazlarını toplayıp Musa’yı mağlup etme fikri de ondan çıkmıştı. Yanına zenginliği ve cimriliği ile şöhret bulmuş olan Kârun’u da almış, Allah’ın yüce elçilerine savaş açmıştı. Onlar başlarına gelen onca belaya rağmen akıllarını başlarına toplayamadılar. Bu sebeple yüce Allah Firavun gibi Hâman’ı da denizde boğulmuş, Kârun’u ise bütün serveti ile yerin dibine geçirmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir