Fitokimyasallar Mücadele Ediyor

Fitokimyasallar Mücadele EdiyorAraştırmacılar, belirli sağlık yararları olan bitki kimyasallarına, fitokimyasallar ya da Fitobesinler adını veriyorlar. Bu kimyasalların bir kısmı beslenme eksikliğine bağlı anemi ve iskorbüt gibi hastalıkların yanı sıra, bugün dünyamıza egemen olan yaşlılıkla bağlantılı kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, kanser, artrit, diabet ve felç gibi hastalıklara karşı savaşıyor.

Benim en sevdiğim fitokimyasallar ailesinden biri çilek, ahududu ve narda bulunan güçlü bir antioksidan ve iltihap giderici olan polifenollerdir. Özellikle narda bol miktarda bulunan elajik asit, belki de en güçlü polifenoldür. Polifenol içeren diğer bitkiler arasında fındıklar, tam-tahıl unlar, parlak renkli meyveler, Sebzeler, böğürtlengiller, soya fasulyesi, çay (özellikle yeşil çay), kırmızı üzüm, kırmızı şarap, soğan ve turunçgiller vardır.

Fındık özellikle kalp-damar hastalıkları riskini düşürerek sayısız sağlık yararı sağlar. Avrupa’da tarihöncesi yerleşim yerlerinde bulunan ceviz ağaçları, temel yağ asitleri açısından zengindir ve hücre zarları lipitlerden yapıldığından temel yağ asitleri hücre zarlarını korur ve hücre içindeki suyu tutma konusunda çok yararlıdır. Temel yağ asitlerini bedeniniz kendiliğinden üretemez. Bu ya asitlerini besinlerle almanız gerekir.  Dıştan sürülen biçimdeki temel yağ asidi formülleri hücresel suyu muhafaza ederek en dış cilt katmanını onarır. Yapılan çalışmalar tüm bitkiler arasında total antioksidanların en yüksek miktarının cevizde bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Ama yalnızca ceviz değil tüm kabuklu yemişlerin sağlığa göre vardır. (Eğer ceviz sevmiyorsanız, başka bir yemiş seçebilirsiniz.) Örneğin şamfıstığının kolesterol  ile trigliseritleri düşürdüğü gibi iltihabı da  azalttığı kanıtlanmıştır.

Polifenollerin yanı sıra başka bir fitokimyasallar ailesi, bitki dünyasına bunca rengi veren fitobesin olan karotenoitler ve retinoitlerdir. Bu bileşimler harika bir A vitamini kaynağı olmanın yanı sıra kanser ve kalp rahatsızlıklarıyla savaşan önemli silahlardır. Kayısıların içinde bu bileşimlerin miktarı ve çeşidi fazla olduğundan, geleneksel Çin tıbbıyla ilgilenenler bedeni toksinlerden arındırmak, sıvıları yeniden canlandırmak ve susuzluğu gidermek için çok uzun yıllardır kayısıya başvurmuşlardır. Ayrıca karotenoitler ve renoitlerin genler, hücre ölümleri, yeniden canlandırma ve bağışıklık sistemi konusunda önemli bir rol oynadığını gösteren çalışmalar vardır. Bu maddelerce zengin beslenme biçimlerinin hücresel yaşlanmaya karşı savaştığını ortaya çıkaran birçok deney yapılmıştır. Beta-karoten adlı antioksidan, havuçlara parlak turuncu rengini veren karotenoittir. Bir kez bedene girince beta-karoten, görme, bağışıklık, kemik, cilt, üreme ve kalp sağlığı için çeşitli katkıları olan yağda çözülen A vitaminine dönüşür. Domateslere kırmızı rengini veren likopen, yeşil sebzelerden gelen lutein ve zeataksin de önemli fitobesinlerdir. Lutein zengini beslenme biçimi körlüğün önemli nedenlerinden biri olan maküler dejenerasyon riskinin azaltılmasıyla bağlantılıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir