Fuad Köprülü Biyografisi

Fuad Köprülü Biyografisi
Fuad Köprülü (1966)

Fuad Köprülü Kimdir ? Biyografisi

4 Aralık 1890’da İstanbul’da Divanyolu üzerindeki Sultan Mahmud Türbesi’ne yakın bir evde doğmuştur. Babası Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Başkâtipliğinden emekli olan Fâiz Bey, annesi Hatice Hanım’dır. Tahsilini Ayasofya Merkez Rüşdiyesi ve Mercan İdadisi’nde yapmış, buradan başarıyla mezun olduktan sonra Hukuk Mektebi’ne girerek iki yıl sonra ayrılmıştır.

Fuad Köprülü Hayatı

Küçük yaşlardan itibaren kendini okuma, araştırma ve yazmaya veren ve yaklaşık 60 yıl gibi uzun bir süre birbirinden değişik, ilginç ve önemli mevzularda kalem oynatan Fuad Köprülü 1908 yılından itibaren devamlı olarak neşriyat hayatı içinde bulunmuştur.

1910-1913 yılları arasında Mercan, Kabataş, Galatasaray ve İstanbul liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra, 1913 senesinde Halid Ziya Uşaklıgil’in istifasıyla boşalan İstanbul Darülfünunu Türk edebiyatı müderrisliğine tayin edilmiştir. Bu vazifeye atandığında henüz 23 yaşında bulunan Fuat Bey bundan sonra yürüttüğü akademik çalışmalarıyla haklı bir üne kavuşmuştur.

Fuad Köprülü BiyografisiTürk ilminin bir çok sahası için yeni meseleler vazettiği bildirilen “Türk Edebiyatında ilk Mutasavvıflar” adlı eserini 1919 yılında yayınlayan Fuad Köprülü, daha sonra Avrupa “Anadolu’da İslamiyet, “Türk Edebiyatı Tarihi, “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine tesiri hakkında bazı mülahazalar”, “Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu“, “Saz Şairleri” gibi önemli eserlere imza atmıştır. Büyük bir kısmı batı dillerine de  tercüme edilen bu eserler de göstermektedir ki, Fuad Köprülü başta edebiyat olmak üzere; kültür, hukuk, iktisat ve müesseseler tarihi ile ilgilenmiş, biyografi ve bibliyografya dallarında çalışmalar yapmıştır. 

1924 yılında Türkiye Enstitüsünü kurarak uzun seneler buranın müdürlüğünü yapan Mehmet Fuad Köprülü, 1935 yılında Kars milletvekili olarak meclise girmiş, böylece 1957 yılına kadar aktif olarak siyasi hayata katılmıştır. Bu dönem içinde 1946 yılında arkadaşları ile beraber Demokrat Parti’yi kurdu ve bu partinin iktidara gelmesinden sonra uzun seneler Dışişleri Bakanı olarak vazife yaptığı bilinmektedir. 1958-1959 yılları arasında Harvard Üniversitesi’nin daveti üzerine Amerika’ya giden ve dünyanın çeşitli ülkelerinden 4 fahri doktorluk ve 8 muhabir ve şeref üyeliği alan Fuad Köprülü, 1940 senesinden beri Türkçe olarak neşredilen İslam Ansiklopedisi‘ne de 71 madde yazarak en büyük katkıyı sunmuştur. Bu maddelerin ansiklopedi sahifesiyle yekûnu 425’i geçmektedir. 

Tenkidi bir zeka ve büyük bir terkip kabiliyetine kabiliyetine sahip olan ünlü medeniyet tarihçimiz, Ankara’da geçirdiği bir trafik kazasının ardından uzunca süre hasta yattıktan sonra, 28 Haziran 1966’da İstanbul Baltalimanı Kemik Hastanesi’nde vefat etmiştir. Kabri Divanyolunda Köprülüler Türbesi kenarındadır.

Fuad Köprülü Biyografisi
Fuad Köprülü Biyografisi

 

Fuad Köprülü Biyografisi” için bir yorum

  • 25 Kasım 2017 tarihinde, saat 14:44
    Permalink

    Türk edebiyatında İlk Mutasavvıflar’dan

    “Edebiyat tarihimiz hakkında şimdiye kadar Doğu’da ve Batı’da yazılmış pek az umûmî eserler ve monografiler ekseriyetle ilmî bir kıymetten mahrum olduğu gibi, Türk edebiyatının umûmî gelişmesi mes’elesi de ilim âlemi için henüz hallolunamamış bir muammadır; esasen, Hammer’den Gibb’e ve eski tezkirecilerimizden bu günkü bâzı nâdir âlimlere kadar, hiç kimse, Asya içerilerinden Akdeniz kıyılarına kadar bütün Türk milletinin en az onüç – on dört asırlık edebî tekâmülünü bir bütün şeklinde mütâlea ve tedkik lâzım geldiğini, söyleyelim ki anlayamamıştır. Muhtelif Türk şubelerini biribirleriyle alâkası olmayan ayrı milletler sayarak aralarındaki bağ ve münâsebetleri anlamayan, umûmî Türk tarihini bir bütün şeklinde mütâleaya ihtiyaç görmeyen tetkikçilerinin elinde, dünya tarihinin bu mühim parçası ebediyen bir muamma şeklinde kalacaktı. Bereket versin şu son altı-yedi senedir memleketimizde mütevâzıâne bir şekilde başlayan tarih araştır-maları, müseşrıkların şimdiye kadar bağlı kaldıkları bu görüş tarzının yanlış lığını meydana koyarak, geçmişin tedkik ve yaşatılması için nasıl bir yol tutulması lâzım geldiğini meydana çıkardı. Bu görüşün, Türk tarihine âid bütün şubelerin tedkîkinde ne mühim neticeler vereceği isikbâlde görülecektir.”

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir