Geleneksel Türk Sanatları Hakkında Bilgi

Geleneksel Türk Sanatları Hakkında Bilgi

Osmanlı Devleti’nin son döneminde başlayıp Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra artarak devam eden Batılılaşma sürecinde sanat faaliyetleri ve eğitimi “Çağdaş Türk Sanatı” ve “Geleneksel Türk Sanatı”
olarak iki farklı yolda ilerlemeye çalışmıştır. Bu süreçte Batılı toplumların sanatını taklit etmek, çağdaşlığın ve gelişmişliğin gereği olarak kabul edilir. Klasik sanatları devam ettirmek ise geçmişte kalan ve çağdışı olan bir sanat anlayışının sürdürülmesi olarak görülür. Yaşanan modernleşme hercümerci içerisinde uzun bir süredir Batı’nın hâkim güç olma sürecinde diğer toplumlara dayattığı evrimci pozitivist düşünce biçimi içinde şekillendirilmiş sanat tarihi anlayışıyla gönüllü olarak kendi eliyle kendi hazinelerini talan eden Türkiye, gelinen noktada -maalesef- yerine yenisini koyamayacağı çok şeyler kaybetmiştir.
Bugün Türk toplumunda sanatın akisleri (yansımaları) bir yönüyle Batı düşüncesinden esinlenen çağdaş-modern- kavramsal gibi isimlerle ifade edilen ve medyatik yönü güçlü olan etkinliklerin cemiyete sürekli mesaj vermesi şeklindedir. Diğer yönden de bu şekilde dayatılan sanat tercihlerine bir türlü ısınamayan insanlarımızın farklı arayışlara girmeleri, farklı alternatifler üretme çabaları ile ortaya koymaya çalıştıkları geleneksel (milli-klasik) sanat faaliyetleri kendini gösterir. Günümüzde kamu ve özel çok çeşitli kuruluşlarda geleneksel sanatların eğitimi verilmekle beraber bunlar arasında ciddi bir diyalog veya koordinasyon bulunmamaktadır. Günümüzde, güçlü bir vizyonu olmayan geleneksel sanatlar sadece yazma kitap sanatları olarak sınırlandırılıp tablolara hapsedilmektedir.
Bugün sanal bir ayrımla ve sabıkalı bir isimle topluma sunulan, özünden ayrılmış “geleneksel sanat” sadece biçim üzerinden okunup yorumlanmaktadır.

Geleneksel Türk Sanatları Hakkında Bilgiler

İslâm sanatları cami, kale, köprü, türbe, medrese, şifahane gibi başta mimari eserler olmak üzere çok çeşitli alanlarda hayat bulmuş, mekânları yaşanır hale getirmiş, dekore etmiş, kullanım eşyalarından kıyafetlere kadar hayatın tamamını kapsayan yepyeni bir bakış getirmiştir. Mesela bizim tarihte bir karmaşa devri olarak bildiğimiz 14. yüzyılda yaşayıp dünyanın pek çok yerini gezen ünlü seyyah İbn Battuta seyahatnamesinde; misafirperver ahileri, cömert beyleri, saygın Sanatsal üretim tıpkı bilimsel gelişmeler, teknik tasarımlar gibi bir toplumun kültürel değerlerinden, günlük yaşantısından, inançlarından, ekonomisinden, yönetiminden, sıkıntılarından, başarılarından, kısaca toplumun bütününden ayrı düşünülemez. alimleri, alicenap insanları, bereketli tabiatı ile Anadolu şehirlerini bir hayal ülkesi gibi anlatır.2 Yahya Kemal, Aziz İstanbul adlı eserinde Haçlı ordularının tarumar edip bıraktığı ve yüzlerce yıl harap kalan İstanbul’un, fetihten sonra nasıl mamur edilip dünyanın incisi haline geldiğini anlatır.

Türk-İslâm sanatının vârisleri olarak dünyanın en muhteşem mimari yapıları olan camileri, insan eli değmemişçesine ince ve mükemmel işlenmiş sayısız eserleri ile ancak ilâhî ilhamla açıklanabilecek göz kamaştırıcı bir mirasa sahibiz. Herkesin bir ucundan tırtıkladığı, istifade ettiği hatta istismar ettiği bu zengin, görkemli, muhteşem hazinelerin maalesef künhüne vakıf olamıyoruz. Sanat dünyasında nerede durduğumuzu belirlemek, sanata yüce bir anlam vererek özgün bir sanat çevresi geliştirmek için önce kendi sanat anlayışımızı tanımak gerek. Geleneksel Türk Sanatları Hakkında Bilgi.

Sanatsal üretim, tıpkı bilimsel gelişmeler, teknik tasarımlar gibi bir toplumun kültürel değerlerinden, günlük yaşantısından, inançlarından, ekonomisinden, yönetiminden, sıkıntılarından, başarılarından, kısaca toplumun bütününden ayrı düşünülemez. Geçmişte üstün bir sanatsal seviyeye ulaşan Türk-İslâm toplumunun medeniyet tasavvurunu kavramak ve sadece sanat eserlerini değil, bütün bir yaşama biçimini görmek gerekir.

Sanatı biçimlendiren, içinden çıktığı kültürün inanç ve düşünce sistemidir ve doğal olarak sanatın en temel ayrımı anlamlandırma farkıdır. Ruhu olmadan sanat olmaz, ruhunu tanımadan yapılan sadece biçim olur. Sanatın ruhu sanatçının inancıdır. Hiçbir toplum kendisine ait olmayan bir kimlikle, alıntı bir medeniyetle ve sanatla var olamaz. Bir milletin kendine özgü bir sanat tasavvuru olur; geleneksel, modern veya başka adlarla bölünemez, ayrılamaz, başka toplumlardan etkilense bile onun gibi düşünemez, zira bu durumda kendi olmaz. Dolayısıyla sanat alanında dünyadaki gelişmelere ayak uyduran bir yaklaşım yerine kendi kendini kalkındırabilen, kendi fikirlerini, kurumlarını, sistemlerini, tasavvurlarını geliştirebilen, en önemlisi gelişmeleri yönlendiren bir tutum benimsenmelidir.Geleneksel Türk Sanatları Hakkında; Sanatsal etkinlikler, çok yönlüdürler ve tarihî süreç içinde kültürel farklılıklara ve zamana göre değişen veya dönüşen bir niteliğe sahiptirler. Sanatsal üretim ve beğeniler zaman içinde veya toplumlara göre değişmektedir.Geleneksel Türk Sanatları Hakkında BilgiSanatta tabiata ve insana bakış açısı önem taşır. Tabiatı sömürmek, ondan faydalanmak, yok etmek, istismar etmek, ona hâkim olmak amacından çok öte, tabiata ve yaratılmışlara sevgi, doğa düzenine hayranlık, ona zarar vermeden bütünleşme veya yararlanma temel düşünme biçimi olmuştur. Zorlu hayat mücadelelerinde bile savaş, tabiata karşı bir başkaldırı olarak değil, onun kurallarıyla uyum içinde hayatta kalmak için verilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir