İstanbul’daki Sahâbe Kabirleri

İstanbul’daki Sahâbe Kabirleri

Sahâbe asrında İstanbul’a gerçekleşen seferler ve kuşatmalar esnasında buraya birçok sahâbi gelmiş, bir kısmı burada şehîd düşmüştür. Bunlar her ne kadar İstanbul civarına defnedilmişlerse de kabirlerini bilmek ve bulmak imkansızdır. Zira onları defneden arkadaşları, sonradan Bizanslılar zarar verirler diye üzerlerine kabir yapmaz, defnedildikleri yerleri düzleyip kabirlerin izini kaybederlerdi. Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretleri, vefat edip defnedildikten sonra kabrinin düzlenmesini bizzat kendisi istemişti. Uygulama böyle olduğu halde İstanbul’da bugün sahâbe kabri olduğu söylenen 30 civarında ziyaretgâh bulunmaktadır. Bunlarla ilgili 10 civarında kitap yazılmış, belgesel türü çalışmalar yapılmış ve CD’ler hazırlanmıştır. Türbelerle koruma altına alınan, adlarına vakfiyeler düzenlenen, ziyaretler tertip edilen ve yanlarında dualar yapılan bu ziyaret yerleri ve türbeler milletimizin ashâbı sevdiğini ve onlara saygı duyduğunu göstermesi açısından büyük önem taşımakla birlikte, konu ciddi kaynaklar ışığında incelendiğinde bunların hepsinin sahâbi olmadığı ve farklı birtakım özellikleri bulunduğu görülmektedir.Bu özelliklerine dayanarak İstanbul’da kabri bulunduğu söylenen sahâbileri beş grupta toplamak mümkündür:

İstanbul’daki Sahâbe Kabirleri

1. Sahâbi olduğu, İstanbul’a geldiği ve burada şehîd düştüğü kesin olanlar
Bu gruba biri Ebû Eyyûb el-Ensârî, diğeri Ebû Şeybe el-Hudrî olmak üzere iki sahâbi girmektedir. Ebû Eyyûb el-
Ensârî, aslen Medineli olup Hz. Peygamber’e iman eden, onu altı-yedi ay kadar evinde misafir eden, onunla beraber savaşlara katılan, gönüllü olarak korumalığını yapan, ayrıca mükerrerleri ile birlikte 200 civarında hadis nakleden, dolayısıyla sahâbi olduğu konusunda tereddüt bulunmayan bir sahâbîdir.

2. Sahâbi olduğu kesin olarak bilinmekle beraber İstanbul’a hiç gelmemiş olanlar
Bu gruba beş sahâbi girmektedir. Bunlardan Ebudderdâ, ilk İstanbul kuşatmasından 17 yıl kadar önce hicrî 32 (652) yılında Şam’da vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir.Kaynaklar bunu ittifakla belirttikleri halde onun bugün İstanbul’da biri Eyüp’te Zal Mahmud Paşa caddesinde, diğeri Üsküdar’da Karacaahmet mezarlığında olmak üzere iki türbesi bulunmaktadır. Fatih Atik Ali Paşa mahallesinde bulunan ve Ebû Zer el-Gıfârî’ye ait olduğu söylenen bir kabrin taşında “Bu ashâb-ı kirâmdan olan Ebû Zer el-Gıfârî’nin merkadidir” şeklinde bir kayıt bulunmakta ise de bunu doğru olarak kabul etmek mümkün değildir. Zira Ebû Zer el-Gıfârî de ilk İstanbul kuşatmasından 17 sene önce 32 (652) yılında Medîne yakınındaki Rebeze’de vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Bu bilgi kaynaklarda ittifakla nakledilmiştir. Karaköy Yeraltı Camii’nde sahâbeden Amr b. Âs’a ait bir türbe bulunmaktadır.

Edirnekapı’da suriçinde Ebû Saîd el-Hudrî’ye ait olduğu söylenen kabrin kitabesine “Ashâb-ı kirâmdan Ebû Saîd el-Hudrî sene 46” şeklinde bir kayıt düşülmüştür. Ebû Saîd el-Hudrî çok hadis rivayet eden meşhur sahâbilerden biridir.

3. Sahâbeden sonraki dönemlerde yaşamış olanlar
Bu gruba girenlerden biri Süfyan b. Uyeyne’dir. Etbâu’t-tâbiîn ulemasının önde gelenlerinden olan Süfyan, sahâbi olmak bir yana hiçbir sahâbi ile görüşmemiştir. Hicrî 107 (725) tarihinde doğmuş, 198’de (813) Mekke-i Mükerreme’de vefat etmiş ve buranın meşhur Hacûn kabristanına defnedilmiştir. Sahâbi olmadığı kesin olarak bilindiği ve İstanbul’a geldiğine dair bilgi bulunmadığı halde bugün Karaköy Yeraltı Camii’nde adına yapılmış bir türbede sahâbi olarak ziyaret edilmektedir. Bu kabir 1165 (1752) yılında bir rüya üzerine ihdas edilmiştir. Eminönü’nde Zindanhan içinde bulunan Seyyid Baba Cafer Sultan’a ait kabir de günümüzde sahâbe kabri olarak ziyaret edilmektedir. Sahâbi olmakla hiçbir alakası bulunmayan ve sahâbe asrından çok sonra yaşamış olan Seyyid Baba Cafer’in Zindanhan’da şehit edildiği yer zaman içinde kabir haline dönüştürülmüş ve sahâbe kabri olarak ziyaret edilmeye başlanmıştır. Eyüp Cezerî Kasım Paşa Mahallesi’nde türbesi bulunan Edhem isimli bir kişinin halk arasında Ebû Eyyûb el- Ensârî’nin sakası olduğu söylenmekte ve kabri sahâbe kabri olarak ziyaret edilmektedir. Edhem’in sahâbi olmakla hiçbir alâkası yoktur.

4. Sahâbe ile ilgili kaynaklarda ismi geçmeyen, sahâbi olup olmadığı ve hayatı hakkında bilgi bulunmayanlar Sahâbe Kabirleri; İstanbul’da sahâbe kabri olarak ziyaret edilen yerlerin büyük bir kısmı bu gruba girmekte ve tamamı Eyüp, Fatih ve Beyoğlu ilçe sınırları dahilinde yer almaktadır. Eyüp’te bulunanlar Âmir (Abdüssâdık Âmir b. Ubâde b. Sâme), Hâfir ve Kâ’b; Fatih’te olanlar ise Hamdullah el-Ensârî, Muhammed el-Ensârî, Abdullah el-Hudrî, Şu’be, Husâm b. Abdullah el-Ensârî, Câfer b. Abdullah el-Ensârî ve Abdullah el-Ensârî’dir. Bu gruba girenlerden Vehb b. Hüşeyre Beyoğlu’na bağlı Karaköy Yeraltı Camii’ndedir. İlk bakışta sahâbi oldukları intibâını veren bu isimler hakkında derinlemesine bir araştırma yapıldığında, bunların Hz. Peygamber devrinde yaşadıklarına veya onunla görüştüklerine dair bilgi bulunmayan, hadislerde ve siyer kaynaklarında isimleri geçmeyen ve sahâbeyi tanıtan eserlerde kendilerinden bahsedilmeyen kimseler oldukları görülecektir.İstanbuldaki Sahâbe Kabirleri;
Bunlar tarihte yaşayıp yaşamadıkları dahi bilinmeyen kabirleri de son iki-üç asır içerisinde genellikle görülen rüyalar üzerine ihdas edilmiş ve üzerlerine türbe yapılarak ziyaret edilmeye başlanmıştır.

5. İstanbul’daki Sahâbe Kabirleri, Uydurma olduğu anlaşılanlar
İstanbul’da bulunan sahâbe kabirlerinin bir kısmı da uydurmadır. Bunu gösteren çok açık deliller ve bilgiler bulunmaktadır. Eyüp Dökmeciler Mahallesi’nde bulunan Dökmeciler Camii’nin avlusunda etrafı taş duvarla çevrili bir kabrin şâhidesinde “Merhûm ve mağfûr Mehmed Çavuşan evlâdi Câbir ruhu için fâtiha sene 1052 (1642)” kaydı yer almaktadır. Yan tarafında da yeni yazı ile “Sahâbe-i Kirâm’dan Câbir’in oğlu Muhammed el-Ensârî’nin kabridir” yazılı bir tabela konmuştur. 1950 ve 1960’lı yıllarda İstanbul’daki sahâbe kabirlerine dair yazılan kitaplarda geçmeyen bu isim, ilk defa 1985 yılında kaleme alınan bir kitapta sahâbi olarak zikredilmiş,27 bu tarihten sonra burada Muhammed el-Ensârî isimli bir sahâbi ortaya çıkmış ve ziyaret edilmeye başlanmıştır. Kabrin bir sahâbiye ait olmadığı kesindir. Zira görüldüğü gibi mevtânın adı açıkça Mehmed Çavuş şeklinde tespit edilmiştir. Bu durum, Türk asıllı vatandaşa ait olan bir kabrin sonradan sahâbe kabrine dönüştürüldüğünü göstermektedir.

İstanbul’daki Sahâbe Kabirleri

İstanbul’da kabri bulunduğu söylenen 30 civarında sahâbiden sadece Ebû Eyyûb el-Ensârî ve Ebû Şeybe el- Hudrî gerçekten sahâbi olup İstanbul’a gelmiş, burada şehit düşmüş ve buraya defnedilmiştir. Ebudderdâ, Ebû Zer el-Gıfarî, Amr b. Âs, Ebû Saîd el-Hudrî ve Câbir b. Abdullah da yine sahâbidirler. Ancak bunlardan hiçbiri İstanbul’a gelmemiş ve burada vefat etmemiştir. Diğerleri ise ya sahâbe arasında ismi geçmeyen meçhul kimseler ya da uydurma isimlerdir. Fatih devrinden beri bilinen Ebû Eyyûb el-Ensârî ve Ebû Şeybe el-Hudrî’nin kabirleri hariç, kalanların hepsi Osmanlı Devleti’nin gerilemeye başladığı dönemlerde, özellikle XVIII. asrın başlarında ortaya çıkmaya başlamış ve her devirde yenileri ilave edilerek sayıları artmıştır.

İstanbul’daki Sahâbe Kabirleri ya birine ait iken sonradan sahâbe kabrine dönüşmüş veya hiç yok iken zamanla görülen rüyalara dayanarak ihdâs edilmiştir.

Kaynak:Mehmet EFENDİOĞLU
Din ve Hayat Dergisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir