Kristof Kolomb Amerikayı nasıl keşfetti?

Kristof Kolomb Amerikayı nasıl keşfetti?

Yahudi bir ailenin çocuğu olarak İtalya’da doğup yetiştiği, yahut İspanya’da yaşayan Safarid (dönme) Yahudilerden biri olduğu söylenen Kristof Kolomb küçük yaşlardan itibaren denizciliğe merak sarmış, hırslı ve kurnaz bir kimsedir. Gözünü bürüyen zengin olma isteği sonucu bir çok girişimlerde bulunmuş ve nihayet dönemin  İspanya kraliçesi İsabella la Catolica’dan (Pasaklı İzabel) 3 büyük gemi alarak denize açılmıştır. 1492 yılının ağustos ayı içinde başlayan ve iki ay süren bu yolculuk sırasında korsanlar toplam 80 kişidirler ve içlerinde birkaç papaz, safarid Yahudi ve daha çok memleketlerinde işsiz güçsüz yaşayan serseri hıristiyanlar vardır. Görünürdeki hedefleri Hindistan’a yeni bir yol bulmak ve buradaki dinsizleri yola getirmektir ama asıl gayeleri altın ve gümüştür!

Kristof Kolomb Amerikayı nasıl keşfetti?

Hayallerini gerçekleştirmek üzere okyanusun azgın dalgalarına göğüs germiş ve nihayet Hint adaları zannettikleri yeni kıtaya ulaşmışlardır. Daha sonra Amerika adını alacak olan bu yeni kıtanın yerli ahalisinin korku ve şaşkınlık dolu bakışları arasında kıyıya çıkan Kolomb ve adamları hemen kıtal ve yağmaya başlarlar. Yerli ahalinin o güne dek hiç görmediği ateşli silahlarıyla saldırıya geçtiklerinde ortalık mahşer yerine döner. Uçsuz bucaksız ormanları kaplayan çığlıklar senelerce dinmek bilmez. Babaları ve kardeşleri öldürülmüş genç kız ve kadınlar esir edilerek İspanya sahillerine taşınırlar. 

Kristof Kolomb Amerikayı nasıl keşfetti?Kristof Kolomb tam dört kez gider hindistan toprağı zannettiği Amerika kıyılarına. Orada küçük İspanyol  kolonileri kurarak katliamlarına ve insan eti ticaretine devam eder. Günlüğündeki notlara bakılırsa yerliler uysal, güzel, dürüst ve sevgi dolu kimseler olduğundan elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına almak ve her istediğini yaptırmak mümkündür!

Karaip adaları, onun gelişiyle cehennemî günler yaşamaktadır artık. Toprak ve su kirlenmekte, batılı canavarlar, insan olarak dahi görmedikleri yerli ahaliyi acımasızca katletmektedirler. Üç yıl gibi kısa bir sürede, parçalanmış bebeklerinin etleri köpekler önüne atılmış beş milyondan fazla Kızılderili öldürülür ve münbit arazileri Avrupalı çapulcuların eline geçer. 

Bir süre sonra Kristof Kolomb’un açtığı yoldan yeni korsanlar Amerika kıyılarına gelip katliam ve soygunları sürdürürler. İş o kadar çığırından çıkar ki bir süre sonra kölelik yapacak kızılderili bulmakta zorlanırlar. Bu sefer ellerini ve ayaklarını zincirledikleri Afrika zencilerini, katranlanmış gemilere balık istifi doldurup yeni kıtaya taşırlar. Daha çok Müslüman zencileri tercih etmekte, bu iş için büyük ticari şebekeler kurmaktadırlar. 

Onların bakış açılarına göre hem Amerika’nın yerli halkı Kızılderililer, hem de zenci köleler insan sayılmayacak vahşilerdir. Halbuki şimdilerde daha iyi anlaşıldığı gibi Amerikan yerlileri hemen her yerde ileri bir sosyal hayata sahip olarak yaşamış, bilhassa orta Amerika’da Mayalar ve Azteklerle güneybatıdaki İnkalar, eski Mısırlılar ve Hititler seviyesinde bir medeniyet kurmuşlardır. Aztekler ve İnkalar altını bol miktarda çıkarıp işlemiş, Arjantin yerlileri ise gümüş sayesinde büyük servetlere sahip olmuşlardır. Avrupalı korsanlar bu servetleri ele geçirmek için ateşli silahlarla saldırıya geçmiş, ayrıca o dönemlerde pislik içinde yüzen  memleketlerinden getirdikleri çiçek, frengi, verem, veba gibi bulaşıcı hastalıklarla yerli ahaliyi yok etmeyi başarmışlardır. 

Kristof Kolomb Amerikayı nasıl keşfetti?Bizzat kendisinin kaleme aldığı seyir defterleri ve günlüğü ile hakkında yazılmış kitaplar incelendiğinde Kristof Kolomb’un, yeryüzünün gelmiş geçmiş en büyük canilerinden biri olduğu, zaman zaman isyan eden kendi adamlarına bile akıl almaz işkenceler uyguladığı anlaşılmaktadır. En büyük amacı ise zahirde Hristiyanlığa, gizlice de Yahudiliğe hizmet etmek olarak görünüyor. Bu arada altın küplerini kucaklayarak, köle ticaretinden elde ettiği servet sayesinde bütün suçlarının üstünü örtmeyi başaracaktır. İşlediği cinayetler sebebiyle bir seferinde Kraliçe tarafından zincire vurularak Amerika’dan getirildiyse de Safarit dostları sayesinde affı sağlanmış, hatta emrine dördüncü kez gemiler verilerek yağma, soygun ve kıtale devam etmesine göz yumulmuştur. Onun 20 Mayıs 1506 tarihinde Ispanya’da öldüğü ve adının bütün batı dünyasında saygıyla anıldığı biliniyor!..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir