Kuranı Kerimde Hz Muhammed’i Konu Alan Ayetler

Kuranı Kerimde Hz Muhammed’i Konu Alan Ayetler

Kur’ân-ı Kerîm’de, Peygamber Efendimiz’in Allah ü Teâlâ nezdindeki değerini, sıfatlarını, mü’minlerin onun karşısında nasıl davranmaları gerektiğini anlatan bir çok âyet-i kerîme bulunmaktadır.
Ahzâb Sûresi 56. ayette şöyle buyurulur: “Allah ve melekleri, Peygambere çok salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” İstiğfâr, mağfiret, duâ, bereket, övgü, namaz gibi manalara gelen salât, Allah tarafından olunca rahmet, meleklerden olunca Allah’ın mağfiretini istemek, mü’minler tarafından söylenince de hayır duâ etmek mânâlarına gelir. “Selâm” kelimesi ise selâmet, esenlik, emniyet anlamlarınadır ki “selâmet ve emniyet senin üzerine olsun” demektir. Bu âyet, Hz. Peygamber’e salavât getirmenin her müslümanın görevi olduğunu göstermekte, âyet-i kerîmenin bu sîga ile gelmesi, Resûlullah’a salavâtın sürekli yenilenmesi ve devamlı tekrar edilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Kuranı Kerimde Hz Muhammed’i Konu Alan Ayetler

Kalem Sûresi’nin 4. âyetinde “Şüphesiz sen yüce bir ahlâk üzeresin.” buyrulmak suretiyle Peygamber Efendimiz’in her türlü iyilikte örnek ve önder olduğuna, Allah’ın çeşitli faziletleri kâmil şekliyle onda topladığına ve onu bütün kusurlardan uzak tuttuğuna işaret edilmektedir. Allah Resûlü’nün Kuranı Kerimde Hz Muhammed’in en güzel ahlâka sahip olması, ona edebi öğretenin Allâh Teâlâ olmasındandır: “…Allah, sana Kitâb’ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana olan lütfu büyüktür” (Nisâ, 4/113). Onun hayatının her safhası, inananlar için takip edilmesi istenilen bir hayat tarzıdır. Çünkü, en güzel örnekler onun hayatında mevcuttur. O toplumu teşkil eden her ka demedeki insanın, örnek alması gereken bir kişidir. “Muhakkak Allah’ın Resûlü’nde, sizin için, Al lah’ın rahmetini ve âhiretin nimetlerini arzulayanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir nümûne vardır.” âyeti buna işaret etmektedir (Ahzâb, 33/21). “Ey Resûlüm, Biz seni insanlar ve bütün varlık için sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.” (Enbiyâ, 21/107). “Allah Resûlü, mü’minlere kendi canlarından daha yakındır” (Ahzâb,33/6) âyetleri ise Efendimizin bütün mü’minler ve mevcûdât için rahmet vesilesi olduğunu gösterir. Efendimizin hürmetine Cenâb-ı Hak, toptan helâk etmeyi kaldırmıştır. Kuranı Kerimde, Hz. İsa: “Eğer azap edersen onlar Senin kulların” (Mâide, 5/118) demekte; Cenâb-ı Hak Efendimize hitaben ise: “Sen onlar arasında bulunduğun sürece Allah onlara azap edecek değildir” (Enfâl, 8/33) buyurmaktadır.

Efendimizin mü’minlere olan şefkati ve merhameti Tevbe Sûresi’nin 128. âyetinde şöyle ifade edilir: “Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” Allah Teâlâ bu âyette kendi isimlerinden olan, Raûf (çok şefkatli) ve Rahîm (pek merhametli) sıfatlarını Peygamberimiz’e de (s.a.v) vermiştir ki, önceki peygamberlerden hiç biri bu sıfatların ikisine birden mahzar olmamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir