Mehter Müziği Nedir? Mehter Marşı Hakkında

Müzik sanatını, en ince detaylarına inerek inceleyen Mehter dünyanın askeri bandolarının en eskisidir.

1695 yılında Sultan Birinci Mustafa kumandasındaki Türk ordusu, Alman ordusu ile Lugoş ovasında karşılaştı. Savaştan evvel Türk hakanı, saba makamında mehter havalan çaldırmaya başlamıştı. Bütün Lugoş Ovası mehter nağmeleri ile inliyordu. Alman komutanı, mehter nağmelerinden dehşete düşüyor ve etrafındakilere şöyle diyordu:
– Duyuyor musunuz? Bu kadar yıl savaşa girdim, böyle insana dehşet veren bir nağme duymadım.

Mehterin tarihi 13. yüzyılda yazılmış ve Türk tarihinin en eski yazılı kaynağı olan Orkun kitabelerine kadar uzanmaktadır. Orkun kitabelerinde ‘Küpürge’ ve ‘Tuğ’ çalgılarından bahsedilmektedir.

11. yüzyılda yazılmış, Türkçenin en eski sözlü olan Divan-ü Lügati’t Türk’te Hakan’ın huzurunda nevbet vuran müzik grubuna ‘tuğ’ adının verildiği yazılıyor.

Eski Türk devletlerinde tuğ takımlarında yeralan musiki aletleri, Osmanlı mehterhanesindeki çalgıların prototiplerinden ibarettir ve bu çalgılar; Küvrük (Kös), tomruk (davul), Ceng (Zil) gibi sazlardır. Türk borusunun 12. yüzyılda ‘Nay-ı Türki’ adı ile meşhur olup savaşlarda çalındığını tarihi kaynaklar belirtmektedir.

Türk hükümdarlarının hakimiyet sembollerinden biri olan davul ve sancak, İslamiyetten sonra kurulan Türk devletlerinde de yine birer hakimiyet sembolü olarak kullanılmıştır.Tuğ ismi büyük selçuklulardan itibaren Tabılhane ve Nevbet’e, Osmanlılarda ise mehter müziğine dönüşerek bu gelenek devam ettirilmiştir. Osmanlı devletinin kurucusu olan Osman Gazi’ye, 1289’da beylik yetkisi veren anadolu Selçuklu hükümdarı sultan ikinci Gıyaseddin Mesud’un gönderdiği hakimiyet sembollerinden tuğ, sancak, boru, zil ve davul da yeralmaktaydı. İşte bu olay Osmanlılarda Mehterin ilk kuruluşu olarak kabul edilmektedir. Mehter marşı hakkında, Osmanlılar mehter geleneğini 15. yüzyıldan itibaren büyük bir teşkilat İntizam ve musiki kalitesi içinde geliştirmişlerdi.

Mehter, teşkilat olarak “Emir- Alem” adıyla anılan yüksek rütbeli bir memurla saraya ve padişaha bağlı resmi bir devlet kuruluşu niteliğindedir.

16. yüzyıldan itibaren düzenlenen kanunnamelerle mehter; yanlız hükümdarın kapısında nevbet vuran bir kuruluş değil, aynı zamanda idari ve askeri devlet teşkilatında görev alan sadrazam, vezir ve bunlara eşit rütbelerle askeri rütbelerine göre Beylerbeyleri ile sancak beylerine de farklı katlarda sınırlı mehter kurma izni verilmiştir.

Mehter musikisi, savaşlarda icra ettiği canlı ve dinamik havalan ile askeri coşturmuş ve düşmanlarına korku vermiştir. Türk seferlerinin coşkusu ve sevinci olmuştur. 1826’da sultan ikinci Mahmut’un yeniçeri ocağını kaldırması ile onun bir parçası ve Ordunun sembolü olan Mehterhanede kaldırılmış, bunun yerine Avrupa devletlerinde olduğu gibi askeri bando takımı kurulmuştur.

Eski yeniçeri bandosunu ve ordusunu sembolik olarak temsil etmek amacıyla mehter; 1914 yılında askeri müze bünyesinde tekrar kurulmuştur. Bu devirde mehter musikisini icra eden icracılara ek olarak bir tuğ takımıyla yeniçeri ortalarını sembolik temsil eden tarihi birlik de Mehtere ilave edilmiştir. Böylelikle, askeri müzede faaliyete geçirilen Mehter’e tarihi bir kimlik kazandırılmıştır. Birinci Dünya Savaşı, kurtuluş Savaşı ve cumhuriyetin ilk yıllarında askeri müzede tekrar varlığını sürdüren Mehter, 1935 yılında yine kaldırılmıştır. 1952 yılındaysa zamanın genelkurmay başkanı orgeneral Nuri Yamut’un emirleriyle askeri müze bünyesinde olmak üzere yeniden kurulmuştur. Mehter günümüzde de gerek anlam gerekse icra yönünden oldukça farklı bir müzik yapısına sahiptir. Mehter Marşı yurtiçinde ve yurtdışında verdiği konserler ile tüm dünyanın ilgisini halen çekmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir