Melih Cevdet Anday Edebi Kişiliği

Melih Cevdet Anday Edebi KişiliğiMelih Cevdet Anday Edebi Kişiliği kısaca

Melih Cevdet Anday, roman, tiyatro oyunu, çeviri gibi dallarda da baş yapıt düzeyinde ürünler veren ama asıl sanatsal yaratıcılığını şiir ve deneme alanlarında gerçekleştiren edebiyatımızın bir büyük ustasıdır. Melih Cevdet Anday’ın yayımlanmış çok sayıda şiir ve deneme kitabı edebiyatımızın en seçkin örnekleri arasında bulunmakta. Halbuki şiir ve deneme sanatsal yelpazede dayandıkları imge ve kavram ilkelerine göre iki karşı uçta yer alıyorlar. Mantık aranmıyor şiirde, okuyucu imge dünyasında geziniyor, ama denemenin güzelleştirilmeye gereksinimi yok, önemli olan düşüncenin açıkça ortaya konması. Melih Cevdet Anday’ın şiir serüveni 1936’da Garip Akımı’yla başladı. Orhan Veli ve Oktay Rıfat ile başlattıkları Garip Akımı şiirimizde bir devrimdi. Ancak kısa sürede çok sayıda şair, biraz politik hiciv biraz espiriyle şiir yazılabileceği yanılgısına düşerek Garipçilere öykünmeye başlayınca, akımdan ilk ayrılan Melih Cevdet Anday oldu. O, şiiri sürekli gelişen bir araştırma alanı olarak görüyordu. Toplumcu şiirden de geçtikten sonra 1963’ de yayımladığı Kolları Bağlı Odysseus’la birlikte mitolojiye ve tüm zamanları kuşatan kavramlarla gittikçe derinleşen bir şiire yöneldi. Anday, daha önce yazdığı kolay anlaşılır şiirler yerine, kendisini kolay ele vermeyen, yoğun bir anlamlandırma çabası gerektiren şiirler yazdı. Felsefi denebilecek, her okunuşta yeni bir derinlik kazanan şiirler. Melih Cevdet Anday’ın edebi kişiliği, bu doğrultudaki başarısını, daha önce şiiriyle aktardığı toplumsal konuları, oyun, roman ve denemelerine devrederek, şiirinde yaşam, doğa, tarih, dünya, zaman, varoluş gibi daha kapsamlı temalara odaklanabilmesine bağlıyordu.

Melih Cevdet Anday Edebi Kişiliği Hakkında

Melih Cevdet Anday Edebi KişiliğiMelih Cevdet Anday şiirin içerik, biçim kategorileri çerçevesinde kavranmasına karşıydı. Şiir, olumlu düşüncelerin uygun bir biçimde somutlaştırılması değildi ona göre, başlı başına bir düşünüş tarzıydı. Bu yüzden şiirle düşündü. Dünyayı şiirle algıladı, kavradı. Gündelik dile çevrilerek anlaşılmaya çalışılması ona göre şiirin büyüsünü bozuyordu. Şiir bir yapıydı çünkü. Sesin, biçimin, içeriğin yapılaşmış bütünüydü. İçerik, biçimle, sesle aynı anda beliriyordu. Anday’da deneme, bu çerçevede şiirin tam karşı ucunda konumlanıyordu. Düşünce, burada bir içerik olarak var oluyordu. Biçim ise içeriğin daha iyi iletilmesi için önem kazanıyordu.

Melih Cevdet Anday, şiiri, gündelik dilin anlam üretme kapasitesiyle yetinmeyen şairin daha geniş anlam ufuklarına açılma deneyi olarak tanımlıyordu. Ama deneme, gündelik dille yazılmak durumundaydı. Şairlerin sık sık denemeye başvurması, dil deneyleri sırasında ayaklarıyla yeri duyumsamak için olmalıydı. Kuşkusuz bu deneyler, şairlerin gündelik dile egemenliklerini artırmaktaydı.

Melih Cevdet Anday’a göre şiir bildik sözcüklerle bilinmedik anlamlar kurabilmekti. Yalnızca okurlar için değil doğrudan şair için de. Şiir, ancak yazılmaya başladıktan sonra biçimini almaya başlıyordu.

Melih Cevdet Anday Edebi Kişiliği
Melih Cevdet Anday Edebi Kişiliği

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir