Mevlana İlahi Aşk Sözleri

İlahi Aşk Sözleri

Hz. Mevlana’nın büyüklüğü bir yönüyle, zoru kolay kılmayı, karmaşık basitleştirmeyi başarabilmesindedir. O, teknolojinin anılmadığı bir zamanda, insanın ve ilahi aşkın fotoğrafını  çekmiştir. Bu fotoğraf teknolojinin güç yetiremeyeceği üstün bir bilgi ile çekilmiştir. İnsan hem içi, hem dışı ile görüntülenmiştir. Mevlana hazretleri kendisini de bütün açıklığı ile gösteren sözler bırakmıştır geride. Tarihin ve sosyal şartların içindeki Mevlana’ya geçmeden bu sözleri buraya koymak ve ona dikkatlice bakmak, perdelerin ve ön yargıların gözümüzün önünden çekilmesine yardımcı olacaktır. Hz. Mevlana’ya göre zaten gözünü sebeplerden ayıramayan insan, asla işin aslına eremez. Sebebin de bir sebebi vardır ve bu zincir uzayıp gider. Hz. Mevlana’yı, doğru yerde görmek, sözlerini doğru anlamak için, önce araya bir sebep, bir vesile koymaksızın çıplak gözle  aşkın sözlerine bakmak gerekir. Güneş gibi parlak ve açık yüzünü, gözümüzün önünde bilmek, anlayışımızı açacak, görüşünüzü keskinleştirecektir.
Sarığım, cübbem, başım,
Üçü de on para etmez.
Benim ismimi cihanda
işitmedin mi sen ?
Ben kimse değilim;
Ben yokluğum. (Divan-ı Kebir)

Olduğum gibi kim görebilir beni
Ne rengim var benim ne nişanım
Benim de bildiğim sırlar var diyeceksin ama
Hem o sırlarım ben hem de o sırları saklayanım.
Bu gönül ne vakit durulacak bilmem
Ama şu anda hiç kımıldamadan da duran benim,
Yürüyüp giden de ben.
Ben bir denizim kendi varlığı içinde taşan,
Uçsuz bucaksız, alabildiğine geniş, kıyısız, hür bir deniz.
İki dünya da yok oldu gitti bende
Artık ne bu dünyadan sorsunlar beni, ne o dünyadan.
(Divan-ı Kebir)

Bütün ayıplar ben de, elimden ancak böyle bir hüner gelebilir.

Akrebi mahsustan ayağımın altında çiğnerim ben.

Nice kutlu kişiler var ki ağızlarını, gözlerini yummuşlar, sükût içindeler.

Fakat ben, onların gönüllerine, kimsenin bilmediği bir yoldan, koşarak girdim.

Gönülden gönüle gizli ve dümdüz bir yol var ya;

O yoldan gönüllere girdim de gönül hazinelerinden

Güllerle yaseminler derdim. (Divan-ı Kebir)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir