Mevlana neden önemlidir, neden tanımalıyız?

Neden Mevlana?

İnsan maddi varlığı ile atmosferi deldi, göklere yükseldi. Oysa ruhu balçığa saplı kaldı. Ne zaferler kazanmak, ne büyük başarılara imza atmak, ne dünyayı parmağının ucunda bilmek rahat ve huzurlu kılabiliyor onu. Bunca varlık gönül darlığını almıyor.

“A her yana koşup duran! Bir türlü işin bir araya gelmedi gitti; Senin işini bir araya getirecek, bir düzene sokacak olan ancak altı yöne sığmayandır.” (Divan’ı Kebir)

Hayranlığı, hayreti, coşkuyu, cazibeyi her gün başka yollarda, sahte tatlarda arıyor insan. Kalp parayı aslından, gerçeğinden ayıramıyor. Servetini, gençliğini, kabiliyetini, zevkin, heyecanın doruğuna varmak için harcıyor, ama önünde hep sefahat çukurları açılıyor. En zorun çıtasını, her gün biraz daha yükseltiyor. Her zoru aşıyor. Ne var ki hiçbiri ruhu balçıktan yükseğe çıkarmaya yetmiyor.

Fakat “Dünya zindanında bir kurtuluş yeri olmasaydı gönül ne sıkılırdı, ne de halâs olmayı araştırır isterdi.” İnsan; hakikatle varlığa, birle çoğu, tenle ruhu, benle seni, yerle arşı birleştirdiğinde yükselmiş, kurtuluş yoluna girmiş olacak. Hayatın tek bir ağaç gövdesi olduğunu anladığında, köklerini ve dallarını sonsuza değdirecek.

Kurtuluş yolunun kervanı, asırlar arasında durmaksızın zamana karşı yol alıyor. Yolda kalmışları, yolunu şaşırmışları, kafası karışmışları hakikate taşıyor. Bu kervana yüzyıllar ötesinden kutupluk yapan, hiç sönmeyen yıldızlar var. Onların en parlaklarından biri de Hz. Mevlanadır. Varlık hakikatinene varmak için yola çıkmış kervanların kutup yıldızı o. Bu göklerin en yükseğinde parlayıp durmakta, insanı oraya çağırmakta ve fısıldamakta: Dünyada Sen’den başka hiçbir şey yoktur. Kendin’den başka hiçbir şey arama. Bulmaya çalıştığın da, Sen’dir.” Ve eklemekte, yolun kestirmesini göstermek istercesine: “Benimle senin aranda, ne Ben, ne de Sen vardır.”

Yedi yüz yıl önce fısıldanan bu sözlerin yankısı artarak sürüyor. Zaman Hz. Mevlâna‘dan, hiçbir şey eskitmedi ve eksiltmedi. O kendini ve insanı yalnız sonsuzlukla sınırladı. Dünyanın zahiri rahatına kapılıp hayvani isteklerinin kölesi olanlar hariç, varoluşun onurlu sancısıyla kıvranan her insanın, en yakın dostlarından biri oldu. Gönlüne sığmayan hasretler, sevgiler, acılarla gerçek dosta bir yol arayan herkesin yolu onunla bir gün mutlaka kesişecek ve Hz. Mevlana zaman içinde büyüdükçe büyüyecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir