Nemrut’un Ölüm Hikayesi

Nemrut'un Ölüm HikayesiNemrut… Cihanın gelmiş geçmiş en zalim ve aptal hükümdarlarından biri. Devletini, başkenti Eski Babil’deki Ur kentinden yönetiyor. Kendisi başta olmak üzere halkının büyük bir kısmı ay, güneş ve yıldız tanrıları yanında beş binden fazla puta tapınıyor. Fuhşun dini bir tören haline getirildiği Nannar Tapınağı Amilû denilen yüksek sınıfın kontrolünde. Miskinû denilen ikinci sınıf vatandaşlar ticaret, Sanayi ve tarımla uğraşıyorlar. Üçüncü ve en alt sınıfta bulunanlar ise “Ardû” adını taşıyorlar. Bunlar en ağır işlerde çalıştırılan ve hayatlarının hiçbir kıymeti olmayan köleler ve esirler…

Kral Nemrut, Nannar’da en büyük tanrı sayılan putun vekili olarak hüküm sürüyor. İçi kararmış, gözünü kan bürümüş ve dünyanın ebedi olduğu fikriyle daima sarhoş!

Bir gün hiç ummadığı şeyler olmuş ve İbrahim isimli genç bir adam Nannar’ı dolduran bütün putları bir balta ile kırmış!

Onu ateşe atıp yakmaya karar veriyor Nemrut. Böylece bütün insanlara gücünü gösterip, kahrını sürdürecek!

Ateş, İbrahim için gül bahçesine dönüştüğü ve bunu kendi gözleriyle gördüğü halde ona iman etmiyor ve ülkeyi terk eden genç peygamberi yakalamak için adamlar gönderiyor. Onlar önce Mısır, daha sonra Filistin topraklarına giden genç peygamberi bulamayıp elleri boş dönüyorlar.

Nemrut gücünün doruğunda iken burnuna giren bir sinek sebebiyle korkunç acılar çekmeye başlıyor. Hiç bir tabip başının ağrısını geçiremiyor. Genzinde gezinen böcek öylesine dehşet veriyor ki, o gurur ve kibir heykeli hükümdar kendi başını yumruklayarak biraz sükûnet bulabiliyor. Daha sonra kölelerine tokmaklatıyor kafasını. Sonunda başı üstüne indirilen korkunç bir topuz darbesiyle cehennemine yuvarlanıyor.

Nemrut'un Ölüm HikayesiOnun Firavun’dan daha aptal biri olduğunu söylüyor müfessirler. Zira bir defasında Resul İbrahim’e: “Senin ibadet ettiğin ve insanları da kendisine ibadete çağırdığın Allah nasıl bir şeydir? Neler yapar?” diye sormuş da ondan: “Benim Rabbim diriltir ve öldürür!” Cevabını almıştı. Bir an düşünmüş ve “ben de diriltir ve öldürürüm!” diye bağırmıştı. Emriyle ölümlerine ferman çıkarttığı iki adamdan birini serbest bırakıp diğerini idam etmişlerdi de o da kendisinin diriltip öldüren bir tanrı olduğunu göstermeye çalışmıştı. O vakit yüce İbrahim: “Benim Rabbim güneşi doğudan getiriyor. Haydi sen onu batıdan getir!” diye mukabele etmişti. Nemrut bu sefer kendi adamları arasında bir sinek kadar küçüldüğünü fark edince İbrahim’in ateşe atılması emrini vermişti.

Tarih sahnesine Nemrut ve benzerleri çok çıktılar. Oynadıkları kötü roller cibilliyetleri haline geldiğinden büyük zulümlere imza attılar ama saltanatları fazla sürmeyip, ibretamiz biçimde öldüler, yahut öldürüldüler. Efendimizin kendisine İslam’a davet mektubu gönderdiği İran Kisrası da bu mektubu yırtıp ayakları altında çiğnemişti de öz oğlu tarafından tahttan indirilip boğazlanmıştı. Çok nemrutlar gelip geçti yeryüzünden, şimdi ıpıssız kalmış yurtlarında baykuşların sesinden başka ses yoktur…İşte görüldüğü gibi küçücük bir sinek, Nemrut’un hayat hikayesine son vermişti.. Kulağı olanlar işitsin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir