Ölümle hayatı öğrenmek

Ölümle hayatı öğrenmek
Ölümle öğrenmek

Ölümle hayatı öğrenmek

Dünya, kiminin bir kapısından girdiği, kiminin bir diğer kapısından çıktığı gelip geçici bir han. İçinde konaklayanın sadece bir süre geçirdiği, zaman zaman sevinçlerin, zaman zaman üzüntülerin yaşandığı kimseye ait olmayan mekandır. Yüce Allah ayetleriyle, dünyayı bir heves ve oyalanma yurdu olarak tarif etmiştir. Milyonlarca yıllık insan hayatında ölümü tatmayan, bu dünyadan göçmeyen, ebediyeti tadacak olan kimse yoktur. En güçlü, en zengin, en sağlam, en güzel, en gamsız da olsa, her insan ölüm şerbetini içmiştir. İnsanların gelip geçici oluşu gibi öfkeler, üzüntüler, sevinçler, heyecanlar ve beklentiler de geçicidir. Her insanın ölümüyle, o insana ve dünyaya ait her düşünce ve duygu, karın eriyip toprağa karışması gibi yok olur.

Ölümle hayatı öğrenmek

Bu hayatta sahip olduğumuz her şey bir kayba mahkumdur. İnsan çocukluğunu, gençliğini yitirir, sonra sevdiklerini, bazen umut ve hayallerini, sıhhatini. Sımsıkı bağlarla tutunduğu, kopmayacağını düşündüğü insanları kaybeder. Varlığına bel bağladığı, yokluğunu hayal dahi edemediği sevdiklerini uğurlar, gözyaşları ve yürek acısıyla…Ahirette tekrar birlikte olabilme duası ve tesellisiyle.
Ancak ahiret yurdunu nihai ve kazanılması gereken hedef görenler için, ölüm acı da olsa bir gerçektir. Kimsenin kaçmaya güç yetiremeyeceği, kimi zaman beklenen ve istenen bir gerçektir. Dünyanın elem ve acıları karşısında bazen bir tesellidir. Ölümle hayatı öğrenmek bir nevi böyledir.

Sahip olduğu hiçbir şeyden artık kendisine fayda yoktur. Ne malı, mülkü, serveti, ne evlatları, ana babası, kardeşleri, ne hatırlı dostları, ne makamı, mevkisi. Her biri bu dünyanın birer süsü, eğlencesi ve geçimliği olarak kalır.
Birbirini çok seven, ayrılmayı aklından geçiremeyenlerin bile ölüm, sevdikleriyle aralarına girmiştir.
Halbuki insanın bu dünyaya ait tek gerçek emeli, ezeli ve ebedî olan, varlığı başkasına muhtaç olmayıp, yokluğu düşünülemeyecek olan, seven ve sevilmeyi hak eden tek makama olan kulluğunda başarılı olabilmektir. Allah’ın sevgisi ve merhametine duyulan arzu hayatımızı kaplamadıkça, hayatın heralanında mutsuzluk ve huzursuzluk baş gösterir.

Ölümle hayatı öğrenmek
Ölümle hayatı öğrenmek

İnsana ve eşyaya duyduğumuz sevgi, yüce olana duyduğumuz sevginin yerine geçerse, kaybettiğimizdeki acının tarifi ve telafisi de zordur. Bu nedenle insan, yaşamda ölüm gibi bir hakikatin varlığını unutmamak ve ölümle zaman zaman karşılaşarak acziyetini ve Allah’a bağlılığını itirafa davet edilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir