Sofraların baştacı çorbalar

Sofraların baştacı çorbalar
Çorbanın Tarihçesi

Sofraların baştacı çorbalar

Batı kültüründe sadece iştah açıcı olarak tüketilen çorba, bizim geleneksel beslenme kültürümüzde ana yemeklerin arasında yerini alır; Anadolu ve Türk kültürünün en önemli yemeklerinden biridir. Çorba, bizde, sabahtan bir sonraki güne uzanan uzun zaman dilimi içerisinde farklı amaçlarda tüketilebilir. Kısacası yemek kategorisine dahil olmasına rağmen çorba bizim kahvaltı kültürümüzün de, gece yarısı yemek kültürümüzün de bir parçasıdır. Bu konuda özellikle uzmanlaşmış ve sadece çorba satan lokantalar da bizdedir: uzun saatler açık olurlar ve fakirden zengine Anadolu’da yaz sonunda yapılan kışlık hazırlıklarının önemli bir bölümünü çorba karışımları oluşturur. Aynı kışa hazırlanan turşu, tarhana ve konserveler gibi, çorba da günlük yaşamın bir parçasıdır ve yazdan kışa hazırlanması gerekir. Çorbanın Anadolu’da yerleşik hayatın ve yemek kültürünün bir parçası olmasından önce, at sırtında göçebe hayatı yaşayan Türkler için zengin bir mutfak kültürünün mümkün olmadığı söylenir. Ancak bu yaşam tarzının da tarhana gibi eşi bulunmaz lezzetlere sebep olduğu kanısı da yaygındır. Zira, sütten yoğurt üretmek ve yoğurdun her sofrada yer alması göçebe kültürünün değişmez bir yanıdır. Yemeklere çorbayla başlanır bizim ülkemizde. Hem sebze çeşitliliğinin bol olmasından, hem de göçebe kültürünün etkisinden olacak ki, çorbanın her türlüsü bilinmesinden, Anadolu’da çorbanın her türlüsü sevilir.

Sofraların baştacı çorbalarÇorbayı sofraların baştacı olarak dünyaya asıl sevdiren ve çorbada ağırlıklı sebze kullanarak çorba çeşitlerini zenginleştiren de yine Türklerdir aslında. Çünkü batı dünyası özellikle İstanbul’un fethinden sonra sebze ve baharat karışımıyla hazırlanmış çorbalarla tanışır.

Sofraların baştacı çorbalar

Çin ve Fransız mutfaklarıyla birlikte, dünyanın en büyük üç mutfağından biri olan Osmanlı mutfağında çok sayıda ulusal mutfak ve bu mutfaklara ait zengin çorba çeşitleri bulunur. Bu, Osmanlı’nın çok uluslu yapısından kaynaklanır. Zamanla yemekler yöresel sınırlarını aşar.

Osmanlı ve Türk kültüründe çorbalar malzemelere göre çeşitlilik gösterir. Az değil; bakliyat çorbaları, tahıl ve hamur işi çorbalar, et ve sakatat çorbaları, yoğurt ve süt tabanlı çorbalar, tavuk ve balık çorbaları, sebze çorbaları, soğuk çorbalar, tören çorbaları ile meyveli çorbalar ana çeşitlerdir.

Sofraların baştacı çorbalar
Sofraların baştacı çorba

Osmanlı’da zengin çeşitteki yöresel mutfaklar ve dolayısıyla çorbaların zenginleşmesinde, bu yemekleri alıp yeniden değerlendiren merkezi yapının rolü büyüktür. Hatta özellikle sarayın aşçıları başta çorbalar olmak üzere yeni ve değişik yemekler icat edip sunmakla yükümlüdür. Yemek yemenin kendi başına bir zevk haline gelmesi, böylece pişirme yöntemlerinin de incelerek gelişmesi ve çeşitlerinin artması gibi gelişmelerin, sarayda asıl 18. yüzyılın ilk yıllarında başladığı tahmin edilir. Dolayısıyla çorbalar da bu gelişmelerden payına düşeni alır. İlk batılılaşma girişimleri tarihçilerin daha sonraları ‘Lale Devri’ adını verdiği bu dönemde başlar ve bu etkilenmeler Avrupa’da çorbalara yönelik gelişmelerin takip edilmesine neden olur. Osmanlı ve saray mutfağının özellikle çorbalarda olmak üzere en önemli hamlelerini bu yıllarda gerçekleştirdiği, birçok ince buluşun bu dönemde yapıldığı sonra da geliştirildiği bilinir. Osmanlı tarihinin, birçok alanda en parlak dönemi olan Kanuni zamanında yapılan görkemli, gösterişli ziyafetlerde ve kutlamalarda çorba, saray sofralarında yemek dizisini başlatan en önemli yiyecek olarak anılır.
Sofraların baş tacı çorba hala bir sofranın yemek dizisini başlatan en önemli yiyecek; özellikle Ramazan sofralarının mutlak başlangıç adımı iftar sofraları çorbasız düşünülemez!

Sofraların baştacı çorbalar
Sofraların baştacı çorbalar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir