Tarihi Bir Şaheser Sultanahmet Camii

Tarihi şaheserin bulunduğu Sultanahmet Meydanı, aynı zamanda Hipodrom ve At Meydanı olarak da biliniyor. Burası İstanbul’un en gözde yerlerinden biridir. Yerli ve yabancı herkesin en fazla ziyaret ettiği, gezdiği meydanlardandır.

Sultanahmet Camii, başta olmak üzere Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi, Yerebatan Sarnıcı ve daha nice tarihi şaheserler burada bulunmaktadır.. Ayrıca turistik oteller, cafeler ve yemek restoranlarıyla çok sayıda mağazalar buranın eğlenceli ve hareketli olmasına orta hazırlamaktadır.

Sultanahmet Camisi de bu tarihi yarımadada bulunmakta ve İstanbul’un en çok ziyaret edilen mekanlarındandır. 15.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar Osmanlı Padişahlarının hüküm sürdüğü Topkapı Sarayı, muhteşem mimarisiyle İstanbul’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir.

Sultan Birinci Ahmet tarafından 17.yüzyılda yaptırılan Sultanahmet Camisi, tarihi yarımadada harika mimarisi ve altı minaresiyle şüphesiz İstanbul’un ve dünyanın en güzel yapılarından ve camiilerinden bitanesidir.

İstanbul siluetinin muhteşem iki ünlü mabedi bin beş yüz yıllık Ayasofya ile dört yüz yıllık şaheser olan Sultanahmet Camisi yedi tepeli şehrin en gösterişli yerlerinde karşılıklı duruyor. Birisi denize bakıyor, Marmara’yı selamlıyor; diğeri ise Haliç’e doğru yüzünü dönmüş,yıllara meydan okuyor.
Camiinin planını Rum bir devşirme olan Sedefkâr Mehmet Ağa yapmış. Kendisi Mimar Sinan’ın yetiştirdiği, geometri konusunda uzman bir zat imiş. Caminin planının ardından hemn temeli kazılmaya başlanmış. Sultanla beraber Osmanlının o dönemindeki bütün ileri gelenlerinin hazır bulunduğu bir temel kazma töreni hazırlanmı. Sultan Ahmed’de’ işçilerle beraber, eline kazma alıp çalışmıştır. Evliya Çelebi’nin de padişah temel atmaya başlamadan önce dua ettiği ve “Ya Rabbi, Ahmed kulunun bir hizmetidir, dergahına kabul eyle” diye eteğine toprak doldurarak işçilerle birlikte taşıdığı ifade ediliyor. 1609 yılının ocak ayında başlayan temel kazma işlemi tam 36 gün sürüyor.. Temeli sağlam tutacak olan kazıkların da çakılmasından sonra sultan ve diğer devlet büyükleri, şubat ayı ortalarında camiinin temel yerine taşları indirirler. Böylelikle caminin inşaatı tam olarak başlatılmış olur, üç senenin sonunda kubbe yapılır. 1617’nin haziran ayında ise kubbenin konulmasıyla beraber büyük bir şölen verilir.Külliyenin tamamen bitmesi 2 yıl sonrayı buldu.

Sultan Ahmet Camisini yapan Sedefkar Mehmet Ağa, plan olarak Mimar Sinan’ın Şehzade Camisinden etkilenmiştir. Sultanahmet Camisini ayrıcalıklı kılan, tarihçilere göre içerisindeki binlerce çini levhadır Caminin içerisine girdiğimizde pencerelerden süzülen günışığı aydınlığı mekânı ferahlatıyor. İznik işi çini atölyeleri caminin yapımında sadece Sultanahmet Camisi için çalışmış, çünkü başka bir yerde üretim yapmaları o dönem yasaklanmıştır. Camlardan süzülen ışığın içerideki çinilerle birlikte yaydığı atmosfer mavi ağırlıklı olduğundan dolayıdır ki Sultanahmet Camisi yabancılar tarafından “Blue Mosque” olarak isimlendiriliyor. Tarihi kaynaklarda caminin oldukça methedilen pencere vitrayları zamanla silinip yok olmuş. Mihrabı ve minberi Marmara Adası’nın beyaz mermerinden yapılmış ve ince detaylı işçiliği ile dikkatleri çekiyor. Caminin başka bir farklı noktasıysa minareleridir. Altı adet minaresiyle Sultanahmet camisi Türkiye’de tek örneği olan toplamda 16 şerefeye sahip.. Minarenin bu sayısı hakkında anlatılan ancak gerçekle pek ilgisi olmayan bir rivayette; Sultan Ahmed’in Sedefkar Mehmet Ağa’yı huzuruna çağırarak “bana ALTIN minareli bir cami yap” demesi ve Sedefkar’ın bunu altı minareli olarak anladığı ve bundan ötürü camiye altı minare yaptığıdır.

Sultanahmet camisi yapıldığı dönemde İslam dünyasında yalnızca Mekke’de altı minareli cami olduğundan dolayıdır ki Sultan’ın kendi camisine de altı minare yaptırması tepkiye neden olmuş, sultan da bunun üzerine Mekke’deki camiye bir minare daha ek yaptırıp din adamlarının tepkisini ortadan kaldırmıştır. Camiide 26 sütunun taşıdığı, 30 kubbeden oluşan bir avlu ve bu avlunun 3 anıtsal kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan “zincirli kapı” için söylenenler ilginçtir: Sultanın Camiye at sırtında girerken eğilmesi için yapıldığı belirtililiyor. Külliyeye ait binaların bir bölümü 19. yüzyılda yıkılmıştır. Günümüze kadar kalanlar arasında;Hünkar Kasrı,Sultan Ahmet’in eşi Kösem Sultan’ın, II. Osman, IV. Murad ve Bayezit’ın türbeleri ile Medrese vardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir