Tevfik Fikret ressam mı?

Tevfik Fikret ressam mı?Tevfik Fikret ressam mı?

Bir ressam olarak Tevfik Fikret’in ozan kimliği o denli ön planda yer alıyor ki, resimleri söz konusu olduğunda sadece yeteneği sorgulamakla yetinmiyoruz. Oysa yaşamı boyunca en az şiir kadar resme de ilgi duyan bir sanatçı ile karşı karşıyayız aslında. Ne var ki, bu yargının oluşmasında herkesten çok Tevfik Fikret’in payı var. Çünkü o dönemin usta ressamları ile bir araya geldiğinde, neredeyse hala eksiklerini tamamlayamamış bir çırak ürkekliğiyle katılıyor aralarına. Dolayısıyla resimleri henüz yeterli düzeye ulaşmamış olsa bile şiirleri bu açığı kapatma konusunda yalnız bırakmıyor onu; yani şiirlerinin resimlerine gölge düşürmesini önce o kabullenmiş durumda; ve bu da, Tevfik Fikret’in hangi nedenle Türk resim tarihinde sınırlı bir yere sahip olduğunu gösteriyor.

 

Tevfik Fikret ressam mı?
Tevfik Fikret – Sonbahar

Sonbahar her ne kadar Tevfik Fikret’in resimleri arasında özel bir yer almasa da, sözünü ettiğimiz duruşa ışık tutması bakımından bir hayli çarpıcı bir örnek. Ancak öncelikle şu gerçeğin altını çizmek gerekir; Türk resim tarihine ikinci kuşak olarak geçen ressamlar ile bunu izleyen grup da handiyse amentüye dönüşmüş gizli bir beklentiye tanık oluruz: Bir ressamın temsiline talip olduğu şeyde benzerliği öngören başarı beklentisi, resim yapmakta olduğuna dair farkındalığı gölgelese bile bunun önemi yoktur; çünkü belirleyici olan, model ile sureti arasındaki yanılsama arayışında fire vermemektedir. Bunun da çok doğal karşılamak gerekir; çünkü Batı resmiyle henüz tanışmış bir toplum da model, ancak yoklama yoluyla suretine teslim olur.

19. yüzyıl Türk resminin özellikle primitiler adıyla sanat tarihinde geçen ilk evresinde, suret arayışına eşlik eden çekingen yaklaşım, modeli başarıyla kopyalayabilme konusundaki kaygıdan kaynaklanır. Dolayısıyla henüz malzeme estetiğine ilişkin bilinenin oluşmadığı bu dönemde sanatçının öznel duyarlılığı ile hesaplaşıp, bunu resme yansıtması mümkün değildi ve bu durumda resmin altına imzasını atmış olsa bile, gerçekte kul olmanın sınırlarını aşamıyordu doğallıkla. Ferik İbrahim Paşa’dan başlayıp, Süleyman Seyyid üzerinden Tevfik Fikret’e kadar varan bu kolektif yaşantının en somut örneklerinden biri Sonbahar’da karşımıza çıkar. Nitekim biraz dikkatli bakınca, burada bir dizi ipucunun kendiliğinden sökün etmeye başladığını görürüz. Apaçık: Tevfik Fikret, resme adını veren mevsimin hüzün, karamsarlık gibi yaygın yaşantı içeriğini dikkate almadan, tıpkı bir ev ödevi mantığıyla tamamlamıştır bu çalışmayı.

Görünürdeki tüm içtenliğine rağmen Sonbahar’ın içine giremeyiz bir türlü; davetkar bir doğa parçası olan bu köşe, seyir yoluyla içine girilmesine geçit vermez; olsa olsa o yerin hayal gücüyle canlandırılmasına katkıda bulunur sadece.

İlk ressamlardan sonra ışığın varlığını dikkate alan düzenleme ilkesi, Türk resminde 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren karşılaşılan önemli bir aşamadır. Bebek Sırtları, Tevfik Fikret’in ışıkla ilgili olarak hangi nedenle Claude Lorrain’e ilgi duyduğunun en çarpıcı örneğidir; üstelik sadece onunla değil, ait olduğu kuşakla da ilgili önemli bir nokta söz konusudur burada. Buna göre, ışıkla ilgili olarak, antikite den günümüze kadar gelen bir kavram çiti, luce ve lume, Bebek Sırtları’nın yanı sıra Sonbahar’ı da farklı bir şekilde değerlendirmeye yardımcı olur.

17. yüzyıl da tanık oluğumuz bir başka yüzü de vardır Tevfik Fikret’in, çevresindeki ressam dostlarıyla bilgi alışverişine karşın, aradığını 17. yüzyıl da yaşamış bir Fransız ustada bulması şaşırtıcı görünebilir.
Ne var ki, bugün geriye dönüp baktığımız da her şeyi açıkça görürüz: Tevfik Fikret için etkisinde kaldığı yabancı ressamları kitaplar aracılıyla tanımak yeterli oluyor. Dolaysıyla kimi zaman açık hava da resim yapsa bile bu sanatçılar her daim onun için gizli bir rehberdi.

Tevfik Fikret ressam mı?

Fikret’in karakalem ve yağlıboya portreleri de, yaşamı boyunca resimle ilgisini kesmemiş bir sanatçının bu alanda ne denli başarılı olduğu gösterir bize. Uygarlık tarihinde ilgilendiği sanat dalında ciddiye alınmayı hak etmiş bir sanatçı, o dalda üreten bir kişiye meslek bağlamında ne ad veriyor ve daha sonra öyle anlıyorsa, o da aynı şekilde tarihe geçmeye adaydır artık.

Tevfik Fikret ressamdı; resimleri şiirinin gölgesiyle aydınlanıyordu çünkü tıpkı yaz güneşi içeri vurduğunda, perdeleri kapalı odasındaki ışıkla olduğu gibi.

Tevfik Fikret ressam mı
Tevfik Fikret ressam mı?

Kaynak: Göresel Sanatlar Dergisi’nden alıntılanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir